Fotoğraf: M. PINARCI · CC BY-SA 3.0 · Wikimedia Commons · Wikimedia Commons

Blog

Mersin Tarihi Yerler: Kızkalesi'nden Tarsus'a Bir Rehber

Kızkalesi'nden Tarsus'a, Soli-Pompeiopolis'ten Cennet-Cehennem obruklarına: Mersin'in en önemli tarihi ve doğal miras noktalarına kapsamlı bir rehber.

Blog yazıları21 Tem 2026
21 Tem 2026
Blog

Mersin Tarihi Yerler: Kızkalesi'nden Tarsus'a Bir Rehber

Kızkalesi'nden Tarsus'a, Soli-Pompeiopolis'ten Cennet-Cehennem obruklarına: Mersin'in en önemli tarihi ve doğal miras noktalarına kapsamlı bir rehber.

Akdeniz kıyısında konumlanan Mersin, antik Kilikya bölgesinin kalbinde binlerce yıllık bir tarihi miras barındırır. Roma, Bizans ve Selçuklu izlerinin iç içe geçtiği Mersin ilinde deniz ortasındaki Kızkalesi'nden Aziz Pavlus'un doğduğu Tarsus sokaklarına, Soli-Pompeiopolis'in sütunlu caddesinden Cennet-Cehennem obruklarına kadar uzanan bir güzergah sizi bekliyor. Bu rehberde Mersin'in en önemli tarihi ve doğal miras noktalarını, nasıl ulaşılacağını ve ne zaman ziyaret edilmesi gerektiğini ele alıyoruz.

Kızkalesi ve Korykos Kalesi Nerede, Nasıl Görülür?

Kızkalesi, Mersin'in Erdemli ilçesinde kıyıdan kısa bir tekne mesafesindeki küçük bir adacık üzerinde yükselen ortaçağ kalesidir. Antik dönemde Korykos (Corycus) olarak anılan bölge, Selevkos, Roma, Bizans, Selçuklu, Ermeni, Karamanoğlu ve Osmanlı dönemlerinde farklı güçlerin elinde kalmış, kıyıdaki kara kalesiyle birlikte deniz ticaretini denetleyen bir savunma hattı oluşturmuştur.

Adadaki kale ile karşısındaki kara kalesi, dar bir su yoluyla ayrılan ikiz bir savunma sistemi kurar; adaya küçük teknelerle ulaşılabilir. 1482 yılında Osmanlı taht kavgasını kaybeden Şehzade Cem, önce Rodos'taki St. Jean şövalyelerine sığınmak için bu kıyıdan denize açılmış, sürgün yılları ancak 1489'da Roma'ya varışıyla son bulmuştur. Bölge sonraki dönemde göçebe Türkmen aşiretlerinin kışlağı olmuş, 2013 Akdeniz Oyunları sırasında ise kumsalı plaj voleybolu müsabakalarına ev sahipliği yapmıştır.

Mersin merkezinden Erdemli'ye karayoluyla ulaşıp sahil yolunu izleyerek kaleye kolayca varılabilir; kara kalesinin surları ve kemerli kapıları yürüyerek gezilebilirken, ada kısmına geçiş sahildeki küçük teknelerle sağlanır. Sahil şeridi boyunca sıralanan balık lokantaları, gezinin ardından mola vermek için de tercih edilir; yaz aylarında kale çevresi gün batımı manzarasıyla fotoğraf tutkunlarının uğrak noktası haline gelir.

Tarsus'ta Hangi Tarihi Yerler Gezilir?

Tarsus'ta gezilecek başlıca tarihi yerler Kleopatra Kapısı, Aziz Pavlus Kuyusu ile Kilisesi ve kent merkezindeki Tarsus Şelalesi'dir. Kentin günümüze ulaşan tek antik kapısı olan Kleopatra Kapısı, MÖ 41 yılında Kleopatra ile Marcus Antonius'un buluşmasına atfedilir; Aziz Pavlus Kuyusu ise Hristiyanlığın önemli ismi Pavlus'un rivayete göre doğduğu eve işaret eder.

Bugün müze olarak ziyarete açık olan Aziz Pavlus Kilisesi, zaman zaman ayin amaçlı da kullanılır ve UNESCO Dünya Mirası geçici listesinde yer alır. Kent merkezine yakın Tarsus Şelalesi, tarihi dokuyla iç içe bir mola noktası sunar; çevresindeki taş köprüler ve eski değirmen yapıları kentin altı bin yılı aşan yerleşim geçmişine tanıklık eder.

Tarsus, Mersin merkezine yakınlığı sayesinde günübirlik bir gezi için de uygundur; Kleopatra Kapısı'ndan başlayıp dar taş sokaklardan Aziz Pavlus Kuyusu'na, oradan şelale çevresindeki tarihi çarşıya uzanan bir yürüyüş rotası kentin katmanlı geçmişini bir günde özetler; kısa mesafeler sayesinde rota yürüyerek veya kısa taksi transferleriyle rahatlıkla tamamlanabilir.

Soli-Pompeiopolis'in Sütunlu Caddesi

Soli-Pompeiopolis, Mersin merkezinin batısında yer alan antik bir liman kentidir; MÖ 67 yılında Roma komutanı Pompeius, teslim olan korsanları buraya yerleştirerek kentin adını Pompeiopolis olarak değiştirmiştir. Kentin simgesi, kırka yakın sütunun yeniden ayağa kaldırıldığı, deniz kıyısına kadar uzanan sütunlu caddedir.

Roma döneminde liman beton teknikleriyle güçlendirilmiş, kente surlar, tiyatro ve hamamlar eklenmiştir; MS 130 civarında İmparator Antoninus Pius döneminde liman yeniden onarılmıştır. Kent MS 300 dolaylarında bir piskoposluk merkezi haline gelmiş, ancak 525 yılındaki büyük deprem kenti büyük ölçüde tahrip etmiş ve zamanla terk edilmesine yol açmıştır.

Bugün yöre halkı arasında "Viranşehir" olarak da anılan alan, gün boyu ücretsiz olarak gezilebilir; sütunlu cadde boyunca yürüyüş yapmak, antik limanın izlerini ve deniz manzarasını bir arada görmeyi mümkün kılar; alan girişten çıkışa kadar düz bir zeminde ilerlediği için her yaştan ziyaretçi için uygundur.

Cennet-Cehennem Obrukları ve Kanlıdivane

Cennet-Cehennem, Mersin'in Silifke ilçesine bağlı Narlıkuyu yakınında yer alan, kireçtaşının erimesiyle oluşmuş iki büyük obruktur; Cennet obruğunun dibine taş basamaklarla inilirken Cehennem obruğunun çevresi güvenlik nedeniyle yalnızca üstten izlenebilir. Bölge, adından da anlaşılacağı gibi halk arasında efsanelerle anılan doğal bir öneme sahiptir.

Yakınlardaki Kanlıdivane, antik dönemde Kanytelis, Bizans döneminde ise Neapolis adıyla anılan başka bir obruk yerleşimidir; yaklaşık 130 metre uzunluğunda ve 70 metre derinliğindeki bu çukurun çevresinde kaya mezarları, kilise kalıntıları ve Kraliçe Aba'nın kocası ve iki oğlu için yaptırdığı anıtsal mezar bulunur. Bu etkileyici çukurun kenarları, Mersin Uluslararası Müzik Festivali kapsamında açık hava konserlerine sahne olmaktadır.

Narlıkuyu'daki dördüncü yüzyıldan kalma taban mozaikli hamam kalıntısı da aynı güzergahta gezilebilir; bu üç durak birlikte planlandığında Silifke yönüne yapılacak günübirlik bir gezi için doğal ve tarihi mirası bir araya getiren kompakt bir rota oluşur; araç ile duraklar arası mesafeler kısa olduğundan yorucu olmayan bir program çıkarmak mümkündür.

Mersin'in Eski Liman Mahallesi ve Yumuktepe Höyüğü

Mersin kent merkezindeki eski liman ve marina çevresi, Osmanlı ve erken cumhuriyet dönemi ticaret binalarını barındıran tarihi bir dokuya sahiptir; hemen yakınındaki Yumuktepe Höyüğü ise Neolitik çağdan Bizans dönemine kadar kesintisiz yerleşim gördüğü için bölgenin en eski yerleşim katmanlarını gözler önüne serer.

Höyükteki ilk kazılar 1936-1938 yılları arasında İngiliz arkeolog John Garstang tarafından başlatılmış, İkinci Dünya Savaşı sonrasında çalışmalar Veli Sevin ve Isabella Caneva gibi araştırmacılarla sürdürülmüştür. Kentin büyümesiyle bir zamanlar kırsalda kalan höyük, bugün şehir merkezinin içinde kalmıştır; kazılarda ortaya çıkan katmanlar, bölgedeki kesintisiz yerleşim tarihini gözler önüne sermesi bakımından arkeologlar için özel bir referans noktası oluşturur.

Liman mahallesindeki tarihi binalar arasında yürüyüş yaparak günü tamamlamak, antik ve modern Mersin'i aynı güzergahta deneyimlemenin en pratik yoludur. Mersin ilinin bu katmanlı geçmişi, kıyıdan iç kesimlere doğru birkaç günlük bir seyahatle bütün olarak keşfedilebilir; deniz kıyısındaki kale ve obruklarla iç kesimdeki antik kentler aynı seyahat planına kolayca dahil edilebilir.

Sık sorulan sorular

Kızkalesi'ye nasıl ulaşılır?

Kızkalesi'ye Mersin şehir merkezinden karayoluyla önce Erdemli ilçesine, oradan kısa bir sürüşle sahile ulaşılır; düzenli otobüs seferleri ve özel araçla ulaşım mümkündür. Kıyıdaki kara kalesine yürüyerek girilirken, denizdeki adacığa ulaşmak için sahilden kalkan küçük teknelerden yararlanılır. Yaz aylarında tekne seferleri daha sık düzenlenir, kış aylarında ise deniz durumuna göre değişkenlik gösterebilir.

Mersin'i ziyaret etmek için en iyi zaman ne zaman?

Mersin'i ziyaret etmek için ilkbahar ve sonbahar ayları en uygun dönemlerdir; bu mevsimlerde ılıman hava, açık alandaki kale, obruk ve antik kent gezilerini daha keyifli hale getirir. Yaz ayları oldukça sıcak ve nemli geçtiğinden, özellikle gölgesi az olan Soli-Pompeiopolis ve Kanlıdivane gibi alanlarda gezinmek yorucu olabilir. Kış aylarında ise deniz turları sınırlı kalabilir.

Mersin'in tarihi yerlerini gezmek kaç gün sürer?

Mersin'in başlıca tarihi yerlerini kapsamlı biçimde gezmek için üç ila dört gün ayırmak önerilir; bir gün Kızkalesi ve Korykos kalesine, bir gün Tarsus'un tarihi merkezine, bir gün de Silifke yönünde Soli-Pompeiopolis, Cennet-Cehennem ve Kanlıdivane'ye ayrılabilir. Mersin kent merkezindeki liman mahallesi ve Yumuktepe Höyüğü ise yarım günlük bir gezintiyle tamamlanabilir.