Fotoğraf: MrPanyGoff · CC BY-SA 3.0 · Wikimedia Commons · Wikimedia Commons

Blog

Sozopol Tarihi Yerler: Antik Apollonia ve Eski Şehir

Sozopol tarihi yerler rehberi: MÖ 7. yüzyıldan antik Apollonia, dev Apollon heykeli Kolossos, yarımadadaki 19. yüzyıl ahşap evleri ve Apollonia Sanat Festivali.

Blog yazıları21 Tem 2026
21 Tem 2026
Blog

Sozopol Tarihi Yerler: Antik Apollonia ve Eski Şehir

Sozopol tarihi yerler rehberi: MÖ 7. yüzyıldan antik Apollonia, dev Apollon heykeli Kolossos, yarımadadaki 19. yüzyıl ahşap evleri ve Apollonia Sanat Festivali.

Sozopol tarihi yerler bakımından Bulgaristan'ın Karadeniz kıyısındaki en köklü duraklarından biridir. Küçük bir yarımada üzerine kurulu eski şehir; antik Apollonia'nın izlerini, 19. yüzyıl ahşap evlerini ve dar taş sokakları bir arada barındırır. İki bin yılı aşan bu geçmiş, kenti hem bir tatil hem de bir tarih durağı yapar. Bu rehberde Sozopol'un en önemli tarihi noktalarını sırayla geziyoruz.

Sozopol neden antik bir kenttir?

Sozopol, MÖ 7. yüzyılda Miletos'tan gelen Yunan kolonistlerce kurulmuştur. Kent önce Antheia adını almış, kısa süre sonra Apollonia (Apollonia Pontica) olarak anılmaya başlamıştır. Bu köklü geçmiş, Sozopol'u Karadeniz'in batı kıyısındaki en eski yerleşimlerden biri yapar ve kentin kimliğinin temelini oluşturur.

Antik Apollonia, deniz ticaretiyle zenginleşen bağımsız bir Yunan kent devletiydi. Kentin adı, Yunan tanrısı Apollon'a duyulan bağlılıktan gelir. Yüzyıllar içinde Yunan, Roma, Bizans ve Bulgar dönemleri kentin dokusunu biçimlendirdi. Bugün eski şehrin sokaklarında ve çevresindeki arkeolojik alanlarda bu antik katmanların izleri görülebilir; Sozopol, âdeta bir açık hava tarih kitabı gibi okunabilir.

Apollon Kolossosu ve Roma dönemi

Antik Apollonia'nın en ünlü eseri, MÖ 5. yüzyılda dikilen dev Apollon heykeliydi. Heykeltıraş Kalamis'in yaptığı yaklaşık 13 metre yüksekliğindeki bu bronz kolossos, kentin gücünün ve zenginliğinin simgesiydi. Heykel, MÖ 72'de Romalı komutan Marcus Lucullus tarafından Roma'ya götürülmüştür.

Kolossos, erken Hristiyanlık döneminde kaybolmuş olsa da, Apollonia'nın antik dünyadaki ününü bugüne taşır. Roma egemenliği, kentin mimarisine ve yaşamına yeni katmanlar ekledi. Sozopol çevresinde yürütülen kazılarda ortaya çıkan sur, tapınak ve konut kalıntıları, kentin antik dönemdeki ölçeğini gösterir. Bu buluntular, bölgenin müzelerinde ve arkeolojik alanlarında ziyaretçilere sunulur. Antik liman ve nekropol alanları da kentin deniz ticaretine dayalı zenginliğini gözler önüne serer.

Eski şehir ve ahşap evler

Sozopol'un eski şehri, dar bir yarımada üzerinde yükselen, taş döşeli sokaklarıyla tanınan tarihî bir çekirdektir. Buradaki 19. yüzyıl ahşap evleri, Bulgar Ulusal Uyanış dönemine özgü bir üslupla inşa edilmiştir; taş zemin katın üzerine oturan çıkmalı ahşap üst katlarıyla kente kendine özgü bir doku kazandırır.

Denize açılan sokak uçları, balıkçı teknelerini ve Karadeniz manzarasını çerçeveler. Eski şehirdeki tarihi kiliseler, kentin çok katmanlı dinî geçmişini yansıtır. Bu evlerin çoğu bugün pansiyon, sanat atölyesi veya restoran olarak kullanılır. Eski şehri yürüyerek gezmek, antik kalıntılardan ahşap ev mimarisine uzanan katmanları tek bir güzergâhta birleştirir ve kentin özgün atmosferini yakından hissettirir. Sokak aralarındaki küçük meydanlar ve avlular, günün her saatinde farklı bir ışık ve fotoğraf sunar.

Apollonia Sanat Festivali ve çağdaş Sozopol

Sozopol, 1984'ten bu yana her yıl eylül ayında düzenlenen Apollonia Sanat Festivali'yle de tanınır. Tiyatro gösterileri, sergiler, film ve müzik etkinliklerini bir araya getiren festival, kentin antik adını yaşatır ve Sozopol'u Bulgaristan'ın önemli kültür merkezlerinden biri hâline getirir.

Festival döneminde eski şehrin sokakları sanatçılar ve ziyaretçilerle dolar. Kentin yakınındaki Aziz İvan (Sveti Ivan) adası, arkeolojik önemi olan bir noktadır ve kıyıdan görülebilir. Yaz aylarında Sozopol, hem tarihî dokusu hem de plajlarıyla yoğun ilgi görür. Bu yönüyle kent, antik geçmişi ile çağdaş kültürel yaşamı bir arada sunan canlı bir Karadeniz durağıdır. Nesebar ile birlikte, Bulgaristan'ın Karadeniz kıyısındaki iki tarihi yarımada kentinden biri olarak öne çıkar.

Sozopol'u nasıl gezmeli?

Gezinin merkezi, yarımadadaki eski şehirdir; dar sokakları, ahşap evleri ve kiliseleri rahat bir yürüyüşle birkaç saatte gezilir. Antik kalıntılar ve müzeler bu güzergâha eklenir. Sozopol, Burgas'a yakınlığı sayesinde bölge gezilerine kolayca dâhil edilir.

Sabah erken saatler, hem serinlikten yararlanmak hem de kalabalıktan kaçınmak için uygundur. Deniz kıyısındaki yürüyüş yolları ve plajlar, tarih gezisiyle birleşir. Rahat ayakkabı, taş döşeli eğimli sokaklar için faydalıdır. Yaz aylarında festival ve etkinlik takvimini önceden kontrol etmek geziyi zenginleştirebilir. Nesebar'a yakınlığı sayesinde iki tarihi Karadeniz kentini aynı gezide birleştirmek de mümkündür. Daha fazla bilgi için Sozopol şehir sayfamıza göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Sozopol antik dönemde hangi kentti?

Sozopol, MÖ 7. yüzyılda Miletos'tan gelen Yunan kolonistlerce kurulmuştur. Kent önce Antheia, sonra Apollonia (Apollonia Pontica) adını almıştır. Deniz ticaretiyle zenginleşen bu bağımsız Yunan kent devleti, Karadeniz'in batı kıyısındaki en eski yerleşimlerden biridir ve adını Yunan tanrısı Apollon'dan alır.

Apollon Kolossosu neydi?

Apollon Kolossosu, antik Apollonia'da MÖ 5. yüzyılda dikilen, yaklaşık 13 metre yüksekliğinde dev bir bronz Apollon heykeliydi. Heykeltıraş Kalamis'in eseri olan bu kolossos, kentin gücünün simgesiydi. MÖ 72'de Romalı komutan Marcus Lucullus tarafından Roma'ya götürülmüş ve erken Hristiyanlık döneminde kaybolmuştur.

Sozopol'un eski şehrinde ne görülür?

Yarımadadaki eski şehir, taş döşeli dar sokakları, 19. yüzyıl ahşap Ulusal Uyanış evleri ve tarihi kiliseleriyle tanınır. Denize açılan sokak uçları balıkçı teknelerini çerçeveler; evlerin çoğu bugün pansiyon, atölye veya restorandır. Antik kalıntılar ve müzelerle birlikte eski şehir, birkaç saatlik rahat bir yürüyüşle gezilebilir.